Aylardır çevrilmeyi bekleyen alttaki kısa yazı, batı tıbbının bilimci geleneği konusunda bir miktar fikir veriyor. Yazı tabii ki alternatif tıp savunucusu tarafından kaleme alınmış. Ancak, ileri sürülenler yadsınamaz gerçekler. Yazarın kim olduğu hiçbir durumda yazının içeriğinden daha fazla öneme sahip olmamalı. Bundan dolayı yazıyı nereden aldığımı ve yazarın kim olduğunu hatırlamam affedilebilir.
Ben her zaman olduğu gibi ve alternatif tıp dahil, kullanılan tüm dillerin içinden yararlı öğeleri çıkarıp almaya ve uygun olabilecek amaçlar için birer alet olarak kullanmayı seçiyorum. Alternatif tıbbın kendini haklı çıkarmak için kullandığı önermeleri (maddenin inkâr edilemez elektromanyetik doğasını kavrarsak, alternatif tıbbı kabul ederiz) ya da modern tıbbın önermelerini (ölçme ve gösterme yoluyla ispatlayamadığınız yöntemleri tartışmam bile) yanlış dil kullanımı olarak niteliyorum.
Cavit Meclisi

Batı tıbbı tamamen farklı bir paradigma üzerine kurulmuş: Biyokimyasal bir makine olarak insanoğlunun Newtonian modeli. Tedaviler kimyasal girişimler(ilaçlar), ameliyat ya da teknolojiden oluşur. Farmakoloji bile, kimyasal ve biyomoleküler olan bir mekanistik yaklaşım kullanmaktadır. Tabii ki batı tıbbı, kemiklerin ayarlanması ve hastalıklara karşı aşılama gibi durumlarda üstündür ancak, kanser, astım, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik durumların tedavisi ya da bakımı için elinden fazla bir şey gelmiyor. Enerji tıbbı, batıyı karakterize eden iki temel paradigma olan zihin-beden ikiciliği ve Newtonian mekaniği yaygın olarak kabul etmemiştir. Orijinal zihin-beden ikiciliğinin Greklerden kaynağını bulmasına rağmen, zihin ve beden arasındaki bilimsel bölünmeyi yaratmasından ötürü, Descartes modern tıbbın babası olarak görülür. Bu ayrım başlangıçta, zihnin ve bedenin içinde olduğu kilise alanına girmekle suçlanmadan, bilimin fiziksel evreni keşfetmesine izin vermek için gerekliydi. Bu ayrıma ek olarak, Sir Isaac Newton’un buluşları yukarıda söz edilen eksikliklere yol açacak biçimde batı tıbbının sınırlılıklarını daha da artırdı. Newtonian mekanik iki yüzyıldan uzun bir süredir fiziğin reddedilemez temellerini oluşturmuştur. Newtonian dünya görüşü geniş fiziksel olguları betimleyen ve deneyle pekiştirilen, kurallar, mutlak zaman ve uzam ve elementler partiküllerin bir dünya görüşüdür. Ancak, Maxwell’in buluşu elektrik ve manyetik olguların mekanistik modelle açıklanamadığı ve betimlenemediği ve yeni bir kuvvet türü içerdiğidir. Maxwell önceki buluşları tek bir kuramda, elektrodinamikte, birleştirdi ve ışığın elektromanyetik doğasını buldu. Daha sonra Einstein, Newton’un uzam ve zaman görüşlerinin yerini alacak, Göreceliğin Özel Kuramını yayımladı ve E=mc2 yoluyla elektrodinamiği kullanarak kütle ve enerjiyi birleştirdi. Fizik içinde olmasına rağmen, kütlenin enerjinin basitçe başka bir formu olduğu Einstein iç görüsü modern tıbbın içine alınmamıştır. Allopatik (homeopatinin kurucusu olan Samuel Hahnemann tarafından kendi yöntemlerine verilen isimdir. Terim bazen geleneksel tıbbı betimlemek için kullanılır; CM) olan batı tıbbı çoğunlukla, Newtonian fiziksel beden ve Kartezyen zihin-beden ayrımına başvurmaktadır. Einstein’ın Göreceliğin Özel Kuramı ve kuantum mekaniği ve kuantum elektrodinamiği gelişmesi sonucu maddenin dalga-partikül ikiciliğinin ispatı, insanda da fiziksel beden dışında da özellikler olduğunu gösterir. Var oluşun elektromanyetik temeli kuşku götürmez biçimde gösterilmiştir: “Canlı ya da cansız, tüm maddeler birer elektromanyetik olgudur. Maddi dünya, en azından fiziğin içine girdiği kadarıyla, elektromanyetik kuvvetlerle bir arada tutulan atomik bir yapıdır.” (Becker 1985). Aslında, “canlı moleküller arasındaki doğrudan elektromanyetik etkileşimleri” yadsımak “yeşil bitkiler tarafından günışığının emilmesi gibi, tüm hayatın bağlı olduğu temel tepkimeyi yadsımak olurdu.” (Oschman 2003)

2016 © Copyright - cavitmeclisi.com by Cavit Meclisi

Acil Danışma Hattı        0(533) 659 8669

ACİL DANIŞMA HATTI
0(533) 659 8669